Ebu Hafs Haddad, “Bana göre fütüvvet, insaf etmek, fakat çevreden insaf istemeyi terk etmektir.” dedi.

Bunun üzerine Cüneyd “Hadi dostlarım kalkınız, zira Ebu Hafs Adem oğullarının içinde fütüvvet için söylenebilecek sözün en güzelini söyledi” dedi.

Hücviri, Keşfu’l-Mahcup, S:189

Mevlana’da bir hikaye vardır:
Derviş, bir aslan sesi duyup ağaca saklanır. Aslan ağzındaki ceylanı yeyip gider. Sonra çalıların arasından ihtiyar, dişleri dökülmüş bir kurt sürünerek gelir ve ceylandan kalanları kemirmeye başlar. Bunu gören derviş “Yüce Rabbim kötürüm bir kurdun bile ayağına rızkını yollarken, ben niçin rızık peşinde koşayım” diyerek ağacın altını kendine mesken edinip ibadete başlar. Günlerce yerinden kıpırdamaz ve açlıktan ölür.

Mevlana dervişe söylenir. “Be ahmak! Gücün kudretin yerinde iken Aslan olup başkalarını nasiplendirmek dururken sen kötürüm bir kurt olmayı tercih ettin.”

Sanırım fütüvvet, gençlik ya da DELİKANLILIK denen gücün kudretin yerinde iken “kimseye yük olmama, edebildiğin kadar düşmüş olanın yüküne el uzatabilme” halidir.

Tekniklerin icapları ve eylem biçimleri, bir bütünü oluşturmak üzere birleşirler. Her parça diğerini destekler, kuvvetlendirir. Unsurlarından her biri diğerlerinden ayrılmayacak bir koordineli olguyu oluşturur. Tekniğin “kötü” yanını batırıp “iyi” olanı muhafaza edebilmeyi umut etmek bir yanılsamadır.

Çok iyi anlaşılabilir bir yanılsamadır bu. Bu inanış teknik olgusunun özünün kavranamamış olduğu anlamına gelir.

Jacques Ellul, Teknoloji Toplumu, s:144

BAtının tekniğini alacağız ahlakını almayacağız diye başlamıştık BATICILAŞMA yolculuğuna. Ne dediğimizi bilmiyorduk.

Demek ki o zaman, teknolojik olarak geri olsak da “kendi Ahlakımızı” Batının ahlakından üstün görebiliyorduk.
150 senelik BAtıcılık yolculuğumuz sırasında teknolojide Batıyı yakalayamadığımız gibi artık Ahlakımızın BATI’nın ahlakından aşağı olduğunu düşünür hale geldik.

Hatta sürekli “güya Müslüman biziz ama onlar daha AHLAKLI” diye ağlama seansları düzenliyoruz.

150 senelik BATILILAŞMA maceramız boyunca aldığımız İsviçre, Fransa, İtalya, Almanya kanunları, yönetmelikleri, usulleri, taklitleri, teknolojileri, makineleri yani TEKNİKLERİ ile gelenin sadece aletler olmadığını görmeyi REDDEDEREK

Bu sürecin AHLAKIMIZI ne hale getirdiğini görmemek için çırpınıp suçu TÜM KURUMLARI 100 sene önce kapatılmış, yerle bir edilmiş, İSMİNDEN ve köylü bir kesimin bilinçsiz sahiplenmesinden başka bir şeyi kalmayan Müslümanlığa atıyoruz, diyor da olabilir.

 

 

Categories Misafir Kalemler

Leave a Comment