*Çocukların Sadece Bir Süreliğine Yaptığı ve Sonra Sonsuza Dek Yok Olan 23 Şey*
*Birgün, uyanır uyanmaz sana doğru koşmayı bırakırlar.* Koridordaki o küçük ayak sesleri, yatağına atlamaları, sıcaklık arayan o soğuk eller… Farkına bile varmadan sessizliğe ve artık açılmayan bir kapıya dönüşür.
*”Anne, baba, bak!” demeyi bırakırlar.* Artık gösterilecek büyülü taşlar ya da acil çizilmiş resimler yoktur. Dünyaları büyür ve sen, yavaş yavaş artık o dünyanın merkezi olmaktan çıkarsın.
*Birgün yürürken elini tutmayı bırakırlar.* Önce birkaç saniyeliğine bırakırlar, sonra ise sonsuza dek. Yanında yürümeye devam etseler de görünmez bir şey çoktan uzaklaşmaya başlamıştır.
*Kucağında uyuyakalmayı bırakırlar.* O sıcak ağırlık, seninle uyum sağlayan o nefes… Birgün veda etmeden yok olup gider.
*Öpücüğünün her şeyi iyileştireceğine inanmayı bırakırlar.* Artık yaralar dizlerde değildir; üfleyerek geçiremeyeceğin yerler acımaya başlar.
*Sana “hazinelerini” getirmeyi bırakırlar.* Kuru yapraklar, çubuklar, buruşmuş kağıtlar… Artık her küçük keşiflerini seninle paylaşma ihtiyacı duymazlar.
*Birgün onlara masal okumanı istemeyi bırakırlar.* Sesler, karakterler, paylaşılan geceler… Yerini ekranlara ve kendi sessizliklerine bırakır.
*Gecenin yarısı senin yatağına gelmeyi bırakırlar.* Artık ne o soğuk ayaklar, ne de ansızın gelen sarılmalar vardır. Sadece bir zamanlar rutin olan şeylerin yankısı kalır.
*Sebepsiz yere sarılmayı bırakırlar.* Eskiden bunu bir dürtüyle, hiç düşünmeden yaparlardı. Sonra sarılmalar azalır ve daha ölçülü bir hâl alır.
*Her şey için seni aramayı bırakırlar.* Eskiden her sorunun cevabı sendin. Şimdi önce sana bakmadan, kendi başlarına çözmeyi öğrenirler.
*En ufak bir saçmalığa seninle kahkahalarla gülmeyi bırakırlar.* Gülüşleri değişir; daha kontrollü, daha seçici olur.
*Giyinmek için yardım istemeyi bırakırlar.* Ellerin artık o düğmeleri iliklemez ve artık vazgeçilmez değildir.
*”Artık sığmadıkları” için kucağına oturmayı bırakırlar.* Ama aslında değişen şey boyutları değildir.
*Abartılı öpücüklerle veda etmeyi bırakırlar.* O “binlerce öpücük,” hızlı bir jeste ya da kısa bir “sonra görüşürüz”e dönüşür.
*Başlarına gelen her şeyi anlatmayı bırakırlar.* Düşüncelerinin artık kapıları vardır ve anahtar her zaman sende olmaz.
*Yaptıklarını onaylatmak için gözlerinin içine bakmayı bırakırlar.* O bakışı artık başkalarında aramaya başlarlar.
*Sürekli seninle olmayı istemeyi bırakırlar.* Eskiden sığınakları sendin. Sonra… sadece seçeneklerden biri olursun.
*Sana sonsuz sorular sormayı bırakırlar.* “Neden?” sorusu söner ve onunla birlikte, seninle paylaştıkları o hayranlık duygusunun bir parçası da gider.
*Senin yenilmez olduğuna inanmayı bırakırlar.* Birgün senin de tereddüt ettiğini, yorulduğunu keşfederler. ve artık sana eskisi gibi bakmazlar.
*Onlarla oynamanı istemeyi bırakırlar.* Oyuncaklar değişir ve sen artık o oyunun içinde değilsindir.
*Otomatik olarak kollarında teselli aramayı bırakırlar.* Kendi başlarına ayakta durmayı öğrenirler… Bazen hâlâ sana ihtiyaç duysalar bile.
*Sen fark etmeden küçük olmayı bırakırlar.* Bunun kesin bir günü yoktur. Sadece bir daha geri gelmeyecek anların birikimidir bu.
*Ve bir gün… seninle yaşamayı bırakırlar.* Ev hâlâ ayaktadır, ama artık sesi aynı çıkmaz. İşte o zaman anlarsın ki, tüm o yaşananlar emsalsizdi.
Çocukluk, giderken haber vermez. Giderken gürültü yapmaz. Sen, hâlâ vaktin var sanırken, sıradan günlerin içinde eriyip gider.
İşte bu yüzden; hâlâ sana doğru koşuyorlarken, hâlâ elini tutuyorlarken, hâlâ onların tüm dünyasıyken, onlara bak, onları dinle, onlara ihtiyacından fazlasıyla sarıl.
Çünkü birgün, farkına bile varmadan, *bu, son kez olacak.*
Karim A. Nesr
